Sevgili okurlarım, bugün bu konu üzerinde detaylıca durma gayreti içerisindeyim. Bundan önceki yazımda Cumhuriyet ve Monarşi ile ilgili kendime ait düşüncelerimi belirtmiştim. Şimdi ise Cumhuriyet aslında nedir? bize öğretilen Cumhuriyet nedir? Monarji aslında nedir ve Monarşi bize nasıl gösterildi? bu sorular üzerinde durucam. Devamını Oku
Malesef milliyetçi duygular ve bazı kanunların düşünce özgürlüğünü kısıtlaması dolayısıyla, yönetim biçimimizi ve atalarımızı eleştirmek suç haline getirilip, atalarımız neredeyse ilah, yönetim biçimimiz ise tabu haline getirildi. Oysa ki biz Türkiye Cumhuriyeti mensubu türkler olduğumuz kadar, aynı zamanda Osmanlı Hanedanından gelen türkleriz ve soyumuz ceddimiz Osmanlıdır. Bu yazıyı yazma sebebim, son günlerde Muhteşem Yüzyıl dizisinin açmış olduğu bir tartışmada insanların Osmanlıya karşı düşünceleri oldu. İnsanlar malesef dizideki Devamını Oku
12 Haziran Türkiye için önemli bir gün. Genel seçimler halkın iradesini ortaya koyması adına çok önemli bir fırsat. Her seçim öncesi siyasetçiler oy kazanabilmek, halkın iradesini etkileyebilmek için büyük bir çaba içerisine girip Türkiye’yi yönetmeye talip oluyorlar. Bu seçimlerdede umarım halk en sağlam iradesini ortaya koyar ve ülke için en hayırlısı neyse o olur. Seçim ile ilgili bazı bilgileri verecek olursak; 12 Haziran Milletvekili seçimlerine 17 parti katılıyor o partiler oy pusulasındaki sıralamalarına göre şunlar: Devamını Oku
Ben yazdıklarımın sadece benim duygularımdan ibaret olmasına ve kendi ilgi alanlarım çerçevesinin dışına çıkmamasını sağlamaya çalışıyorum.Bence doğru olanda bu. Sosyal paylaşım sitelerine ve kişisel bazı bloglara bakıyorum ve yazılanlar gerçekten çok ironik. İnsanlar sadece entellektüel görünebilmek için subjektif bakış açıları üretip sağa sola laf atmayı eleştiri sanıyorlar. Olduğu gibi görünmekten uzak bir toplum bana vahim geliyor. Eleştiri adı altında bilgisizce, kulaktan dolma bilgilerle yazılan yazılar ne yazana nede okuyana hiç birşey katmıyor. Bu yazıların sahipleri, yazılarının konularını başkalarının düşüncelerinden ilham alarak kendi egolarını tatmin etmek üzere modifiye edip ortaya koyuyorlar. Eleştiri yaptıklarını düşünen bu insanların eleştiri kelimesinin tam olarak neyi ifade ettiğini bildiklerini düşünmüyorum. Köyünden dışarıya çıkmayan ve etrafı bir ideolojiye sabit olan, kitap bile okumaktan aciz, sadece taraflı televizyon yayınlarını izleyip kendini dolduran insanlar sosyal paylaşım sitelerinde ona buna Devamını Oku
Türkiye’de yapılan siyasetten ibretlik bir kesit sunacağım size bugün. Siyaset için benim tanımlamam şudur, vatandaşın sorunlarını gerekli mecralara ulaştırmak, bürokratik engelleri ortadan kaldırıp vatandaş ile yasa yapıcılar arasında köprü vaziyeti görmekte kullanılan bir araçtır siyaset. Öncelikle belirtmeliyim ki, hiç bir siyasi partiye eğilimi olmayan, malesef hiç bir siyasi görüşü tam olarak benimsememiş olduğum için seçimlerde boş oy kullanan biriyim. Bu yüzden bu ve bunun haricindeki tüm siyasi konu ve tartışmalara objektif gözle bakan ve tarafsız değerlendirmelerde bulunan biriyim. Bugün izninizle sizlerle paylaşmak istediğim konu Halen Ankara büyükşehir belediye başkanı olan sayın İ. Melih Gökçek ve ele aldığım konunun geçtiği tarihte CHP İstanbul milletvekili ve şimdi CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 17.12.2008 tarihinde usta televizyoncu ve gazeteci Uğur Dündar’ın yönetiminde yüzleşmesi. Yüzleşme konusu ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun Devamını Oku
Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek’e…
Başkanım, AKP ücretsiz kitap dağıttı, ailelere çocuk başı destek verdi, her şehirde üniversite açtı diyorsunuz. Bu söylediklerinizden sonra ilk olarak sormak istediğim siz Türkiyede şuanda eğitimin yeterli olduğuna inanıyormusunuz? İkinci olarak söylemek istediğim, Medeni bir toplum için eğitim temelden verilmeli, ben eğitim derken sadece okullardaki tarih, matematik, türkçe derslerinden bahsetmiyorum. Örneğin eğitimin ilk başladığı yer olan aileler anneler babalar eğitilmeli, sonra çocuklar ve gençler. Bu ülkede okumayı sevdirmek için neler yaptı AKP hükümeti benim öğrenmek istediğim bu. Eğitim sorunu üzerinde çok iyi durulursa, bu ülkeden çok daha fazla bilgin çıkacağına, Türkiye ekonomisinin dışa bağımlılığının azalacağına, suç oranında çok ciddi bir düşüş yaşanacağına, daha güvenli bir ülke haline geleceğine ve dolayısıyla daha mutlu daha umutlu bir geleceğe yol alınacağını düşünüyorum. AKP olarak siz ne yaptınız? Lütfen bana defter verdik kitap verdik destek verdik, okul açtık demeyin.
Cevanıbınızı bu yazının altına uzun uzun yorum olarak verirseniz çok memnun oluruz.
Senelerdir Beyn.Org adresli blog sitesinde yazılar yazan Barış Ünver isimli blog yazarı arkadaşım, geçtiğimiz referandumlarda Başbakan’ın bir miting’de söylemiş olduğu ” CHP ve MHP, PKK ile ruh üçüzü oldu” ifadesini eleştirmek maksadıyla sitesinde bir yazı yazmış. Barış Ünver yazısında Abdullah Öcalan’ın devletle ilişkilerine gönderme yaparak, “Başbakanda Öcalan ile ruh ikizi oldu” ifadesini kullanmış. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise bu ifadeyi,”kişilik haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayri kabil hakaretler” olarak değerlendirerek 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Barış Ünver hakkında 2 yıl hapis istemi ile suç duyurusunda bulunmuş. Yani başka bir deyişle, Başbakan kendisinin söylemini başka biri kendisine karşı kullandığında “katlanılması ve tahammül edilmesi zor hakaret” olarak değerlendirirken, aynı söylemi MHP ve CHP için kendisi meydanlarda kullanabiliyor. Yani Başbakan söylediğinde suç olmayan ifadeyi Barış söylediğinde suç oluyor. Peki bu ülkedeki demokratik düşünce özgürlüğü ne olacak? Biz üniversite öğrencileri olarak düşüncelerimizi dile getiremeyeceksek, iktidarı kim eleştirecek? Eğer birgün Devamını Oku

