Bir insan, neşeyle gözlerini açtığında ölümsüzlük hudutlarında hissediyorsa eğer bedenini, aşk ne vahimdir ki o bedende var olamayacak kadar fani’dir… Bir insan neşeyle gözlerini açtığında, dur diyebiliyorsa engin denizlere dağılmış çocuksu sevdalarına, o beden ölümden önce gerçek aşkı mutlaka tadacaktır. Olası bir yalancı gözde bulduğunu sanıyorsan dipsiz bir sevdayı ve hudut tanımıyorsan eğer, bedeninle değil ruhunla yaşadığını aklından geçirip tutsaklığa merhaba diyorsan, MUTSUZ OLACAKSIN EY ARKADAŞ taa ki sana verilecek hediyeyi kör olmuş gözlerinle görene kadar. İnan bana ey arkadaş hudut sensin, sensin ve senin iyi niyetin, durmalısın orada, dur orada. Gittiğin yol hakettiğin yol değil, hakedenin yoluda değil ey arkadaş, hakedenin yolu hakkın sana verdiği hediyenin sonunda bulunduğu yol ey arkadaş, aç şimdi gözlerini ne bakıyorsun hala senin olmayana, bak asıl ebediyetin zaten senin yanında anla ey arkadaş, masalına inandığın kahraman kötü karakter, bak o buldu hakkını, senin elinde ise tertemiz bir pırlanta bu sefer, övün kendinle ey arkadaş, pişmanlık sana göre değil ne yaptıysan övün ve sadece senin olanın önünde eğil ey arkadaş, hep zor olanı seçtin zor olan haketmeyendir, bugünse hediyene diklenme ama dik dur ey arkadaş, inan bana ey arkadaş dünyada aldığın hediye yanında olucak ebediyette, işte şimdi zamanıdır ver sevgini sakın hudut tanıma ey arkadaş, herkes hakkıyla yaşayacak kimi pişman olacak ama sen mutlu olacaksın ey arkadaş, yinede hor görme haketmesede hep büyük ol, seni küçük gören kim varsa utanacak ey arkadaş, sevmekmi sevilmekmi arasında nötr kaldığın duygularının körelmeye başladığı, belirsizlik içerisinde yanlışa gönül bağladığın günler bitti sen nihayete vardın ve nihayet sen kazandın ey arkadaş.
‘Hayattan’ kategorisi için Arşiv
Demedi Deme Ey Arkadaş
Çarşamba, 03 Şubat 2010Atatürk’e Hakaretten 11 Ay Ceza
Perşembe, 28 Ocak 2010
Hem Norveç hemde Türkiye vatandaşı olan biri 17 diğeri 18 yaşında olan iki arkadaş yaz tatili için Türkiye’ye gelmişler ve anıt kabiri ziyaret etmişler. Anıt kabirdeki hatıra defterine sanki Atatürk’le arkadaşmış gibi laubali yazılar yazmışlar. Birinin yazdığı yazı şöyle:
“Mıstık, seni gördüğüm için daha kötü oldum, Allah razı olsun diyeceğim ama demiyorum, yaptıkların için teşekkürler, ama seni hiç gözüm tutmuyor”
Bu yazıyı yazdıkları için tutuklanıp 11 ay hapis cezasına çarptırılmışlar. Şimdi iki kelime etmenin zamanı korka korka edicem o iki kelimeyide yoksa benide içeri alırlar diye. Bu çocuklara 11 ay hapis cezası veren Türk devleti acaba avrupadaki türk gençlerinin Atatürkü hangi kaynaklardan tanıdığını hiç araştırdımı? Avrupadaki gençler Atatürkü hiç bir zaman tarafsız kaynaklardan tanıyamıyorlar, ben avrupada yaşayan türk arkadaşlarımla bu konuda konuştuğumda bunu çok iyi anladım. Atatürkle ilgili çok acayip fikirleri var. Türk devleti olarak sen liderini avrupa’da ve dünyada iyi tanıtamıyorsan orada yaşayan insanların Atatürk hakkında düşündüklerinede karışamazsın. Eğer bu çocuklar böyle bir yazı yazabiliyorsa zaten tarihten bi haber oldukları çok aşikardır. Bundan kendine pay çıkarıp türk tarihinin en önemli liderini onlara anlatıcak kaynaklar yaratacağına bu çocukları kodese tıkıyorsan vay Türkiye cumhuriyetinin haline. Ayrıca bir sürü insan bir sürü lidere hakaret ediyor, bunun cezası hapis olmamalı. Atatürk’ü bende tanımasaydım belki bende hakaret ederdim, tanımadan Adolf Hitler’e hakaret ettiğim gibi. Devlet bir şey yaptığı zaman hiç kimse sesini çıkarmıyor. Çıkaranada anarşist deniliyor. Eğer devlet faşist olur yanlış yaparsa devletede karşı çıkılır.
Sıcak Savaşın, Üşütücü Soğuğu
Pazartesi, 12 Ekim 2009
Araştırırken 2. dünya savaşı sırasında çekilen görüntülerden oluşan bir video bulabildim internette. Video’daki görüntülerin tamamı gerçek, tamamı savaş anında kaydedilmiş görüntüler, yani film değil. Video savaşın soğukluğunu hissettiren Adolf Hitler’in soğuk sesi ile başlıyor, devamında ise ailelerinden ayrılmak zorunda bırakılan çocukların ailelerinden alındığı anlar, yağmur gibi yağan bombaların ürkütücü sesleri, sadece ırkları farklı diye çalışma kamplarına gönderilen insanların yolculukları ve çalışma sahneleri, hemen ardından çalışma kampına ayak uyduramayanların bir mezara sokulup ateş edilerek öldürülmeleri, kadınlara bile silah verilip savaşa sokulması, yaşlı insanların yüzlerindeki korku ve endişe, toplulukların bir liderin peşinden sonuçlarını düşünmeden nasıl giderek ona inandıklarını kanıtlayan görüntüler ve dahası var. Bu görüntüleri izleyip Atatürk’ü ikinci baba olarak görmemek mümkün değil. Bağımsızlık böyle birşey işte, şimdi hangimiz birinin zorlamasıyla ufacık bir iş yaparız ki? insanlar o dönemde bağımsızlıkları olmadığı için zorlanarak en ağır işlerde çalıştırılmış, en ufak bir yanlışta hiç düşünmeden öldürülmüş.
(daha fazla…)
Sanal Dilencilerden Cevap Gelmiş
Pazar, 09 Ağustos 2009Bundan yaklaşık 10 gün önce ” Sanal Dilencilik ” başlığı altında bir yazı yazarak, açtıkları blog üzerinden tatile gitmek için insanlardan yardım talep eden üç üniversite öğrencisini eleştirmiştim. Bu yazım kulaklarına gitmiş ve o üç arkadaş yazımı okumuşlar ve kendi bloglarında cevap vermeye çalışarak tekrar gülünç duruma düşmüşler. Arkadaşların yazıma verdikleri cevabı aynen sizlerle paylaşıyorum. (onlara hareketimden sonra)
Kızlık Zarı Diktirmek
Çarşamba, 29 Temmuz 2009Tıpta çareler tükenmiyor, kızlık zarı bozuk olanlar bile bir operasyonla orjinalinden farksız ama yan sanayi kızlık zarı diktirebiliyor. Ben buna spot kızlık zarı diyorum, spot kızlık zarı olan kız da spot kızdır zaten :) kendisi spot namusu ikinci el yani değeri düşük. Kızlık zarı neden diktirilir? 1. kız kaşardır gelene geçene vermiştir kimse almayacağı için kızlık zarına yama yaptırır ve kendini saf bir delikanlıya yamar. 2. kız namusluyum diye geçinir ama seviyorum çok seviyorum o benim sevgilim 18 yaşımı geçtim zaten asla ayrılmam ben sevgilimden der
ve verir sonra bir problem olur ayrılır pişman olur oda kendini yamamak için bu yola başvurabilir onu alan erkek temiz sanar ama aslında ona ne eller dokunmuştur oraya neler girip çıkmıştır :) neşter, tornavida, iğne iplik :D 3. Tecavüze uğramıştır korkudan kimseye söyleyemez zavallı ürkek bir kuş misali düşünür ve tek çıkar yol olarak bunu görür. Her nedenle olursa olsun tecavüz dışında sen bu haltı yemişsen oranı buranı diktirmek karşındaki adamı keriz yerine koymaktır ki önceden yaptığın namussuzlukla eşdeğerdir bence. Birde gösteren elleten her haltı karıştıran ama vermeyen hatunlar var onlarda zarım sağlam diye kendilerini ben namusluyum diy
e avuturlar :) ki böyle tanıdığım kızlar var, sıkıyosa ona kaşar filan de var gücüyle inkar edip sizi suçlu çıkarırlar :) (daha fazla…)
Gel Seni Kuduz Yapayım
Pazar, 26 Temmuz 2009İlginç haberler paylaşmak pek yapmadığım bir şey ama bu gece bu ikinci haber. Okuyun :)
Adana’da bir köpek tarafından ısırılan arkadaşının kendisini ısırması üzerine, ‘kuduz olduğu’ endişesi yaşayan genç, hastaneye başvurdu.
Çukurova Üniversitesi öğrencilerinden Mahmut K’yı, pazartesi günü, Balcalı Kampüsünde başıboş bir köpek ısırdı. Arkadaşlarıyla ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine giden Mahmut K, kuduz tedavisi görmeye başladı. Hastanede iğnelerini yaptıran Mahmut K, 3 gün önce, başına gelen olayla ilgili arkadaşlarıyla şakalaşmaya başladı, bu sırada üniversite öğrencisi Mehmet D’yi ‘gel seni de kuduz yapayım’ diyerek kolundan ısırdı.
Mahmut K. ile tartışan Mehmet D, arkadaşlarının yanından ayrılarak eve gitti. ‘Kuduz mu oldum’ şüphesi yaşayan Mehmet D. 3 gün süresince arkadaşı Mahmut K’yı arayarak, ‘kuduz olduğun kesin mi, banyoya girsem bir şey olur mu’ diye sorduktan sonra Adana Numune Hastanesine gitti. Hastanede doktorlar tarafından sakinleştirilen Mehmet D’ye kuduz belirtileri gözükmediği belirtildi. Mehmet D, her ihtimale karşı iğne yapılarak tedaviye başlandı. Mehmet D, AA muhabirine, arkadaşının şaka yaptığını söylediğini, ancak kendisinin çok tedirgin olduğunu söyledi.
Su içerken bile korktuğunu ifade eden Mehmet D, ‘3 gündür gözüme uyku girmiyor. Kuduz oldum diye suya bile yanaşmıyorum. Bu nedenle hastaneye gittim. Doktorlar bana bir şey olmadığını söyledi, ancak, yine de korkuyorum’ dedi. Arkadaşını ısıran Mahmut K. ise, aralarında ‘şakalaşırken’ böyle bir şey yaptığını belirterek, ‘şaka yapmak istedim. Bu kadar ciddiye alacağını düşünmemiştim’ diye konuştu.
Sigara Yasağı 19 Temmuzda başlıyor
Perşembe, 16 Temmuz 2009
Yaklaşık 2 senedir başladı başlıcak dedikoduları olan sigara yasağı tam anlamıyla 19 temmuz günü başlıyor. Sigara içmeyenleri çok sevindirecek ve rahatlatıcak bu uygulama, sigara içenleri rahatsız edicek ama sigara içenlerde içmeyenleri bunca sene rahatsız ettiklerine saysınlar. Yasak kapsamı neymiş diye sordum kendime araştırdım, Kahcehane, cafe,birahane,nargile cafe, dernek ve vakıflara ait mekanlar,eğlence yerleri, lokantalar kısacası kamuya hizmet eden ve üzerinde tavanı olan heryerde sigara içmek yasak. Bunlara açık bir alan yapılabilirmiş sigara içilmesi için.Hayırlı olsun.