Hiç bir piçin ailesine küfür etmeyenler masum, tahrik etmediğini savunan kendi yalanında boğulur, başvurduğunuz başka yollar taş koyduğunuz yolların,kapandı zannettiniz hep ben her zaman sollarım, bir şerefi olsa düşmanın konuşmaz gayri yetse gücü, benimse sözlerimde yatar öcüm, siz devenin hörgücü değil cehennemin dibinde köysünüz. Gönlünüzde göz yok siz zaten doğuştan körsünüz. Siz yaşarken öldünüz zaten yok tutan matemi. En günahkar halisiniz Havva ile Adem’in. Üç kuruşa namusun temizlenmicek nafile. Kafilem çıkarsa yola tokat vurur kafire. Herbirimize rütbe konsa ancak torunum olursun, Sırf sorun yaratmak işin yolunu zor bulursun, bu son durum benim uçupta konduğum ilk pislik değil. Yolun sonu toprak ama kim hak eder cenneti.Bir damla mürekkep ile saltanat gömen elçiyim. Zeval verenlerin gittiği yolların tam tersiyim.Kabul ettim suçu çünkü siz sahte ben gerçeğim. Herkesin elinde gezen o bayrağı diken terziyim. Rüzgarımla yelken aldı gemin. Emin ol ki farkların farkında herkes yanlış adama Devamını Oku
Ben yazdıklarımın sadece benim duygularımdan ibaret olmasına ve kendi ilgi alanlarım çerçevesinin dışına çıkmamasını sağlamaya çalışıyorum.Bence doğru olanda bu. Sosyal paylaşım sitelerine ve kişisel bazı bloglara bakıyorum ve yazılanlar gerçekten çok ironik. İnsanlar sadece entellektüel görünebilmek için subjektif bakış açıları üretip sağa sola laf atmayı eleştiri sanıyorlar. Olduğu gibi görünmekten uzak bir toplum bana vahim geliyor. Eleştiri adı altında bilgisizce, kulaktan dolma bilgilerle yazılan yazılar ne yazana nede okuyana hiç birşey katmıyor. Bu yazıların sahipleri, yazılarının konularını başkalarının düşüncelerinden ilham alarak kendi egolarını tatmin etmek üzere modifiye edip ortaya koyuyorlar. Eleştiri yaptıklarını düşünen bu insanların eleştiri kelimesinin tam olarak neyi ifade ettiğini bildiklerini düşünmüyorum. Köyünden dışarıya çıkmayan ve etrafı bir ideolojiye sabit olan, kitap bile okumaktan aciz, sadece taraflı televizyon yayınlarını izleyip kendini dolduran insanlar sosyal paylaşım sitelerinde ona buna Devamını Oku
Ağlama, bu günler gelirde geçer bebeğim ağlama, bu dertler elbet biter bebeğim. Umutsuz günlerimize bir güneş doğar elbet. Ben yandım, sen yanma allah aşkına. İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda,kırdılar yüreğimi, kırdılar azarlarla, sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla, ben yandım, sen yanma allah aşkına…
Başaramadım karmaşık bir şifrenin baş harfinin “D” olduğunu anlamayı
Kavrayamadım açamadığım kapıların anahtarlarını ararken” E” harfindende olmayı
Nereden başlayacağımı bilemedim, unuttum “Ğ” harfi ile kelime bile başlamadığını
Çok basitti aslında mutluluk surlarını kalkan etmek, bilemedim “E” harfini aradığımı
Öyle olmasaydıda böyle olsaydı kelimesidir “Eğer” şifrenin başı “D” son harfte “R” olmalı.
Aşkın şifresidir değer. Sizde arayıpta bulamıyorsanız eğer, anlatamazsınız bazen hükümsüz kalır kelimeler. Bir melodiye kaptırın kendinizi ve düşünün bir sefer. Şifre budur, hükmünüzün geçmediği yerde aynanız olacaktır vereceğiniz değer.
Kar’ın Beyazını saçlarımda göremedin ki, Ama sen yinede yaz karlara adımı, hatırlıyorsan tabi… Biz kararsakta kar hala beyaz, bembeyaz yollarda ayak izlerimiz var sanki… Ayrı yollarda yürüsekte gökyüzü hala aynı, üzerimizde bir örtü gibi sarıyor bizi. Hadi savur saçlarını rüzgara doğru, bak uzaklara hayal et ikimizi. Yüzüne çarpan kar tanelerinde hatırla sözlerini, Hepsi buz gibi ve acı verici. Derin izler taşısada kış mevsimi, her mevsimde sen varsın kah bulutların arkasında kah tam ufuktasın… Şunu bil ki attığım her adımda aklımdasın. Anılar çok taze sanki yanımdasın. Her melodide biraz sen varsın, sert esen ahengli bir rüzgar misali saçlarımda, burnumda, kulaklarımda, dudaklarımdasın. İlham yazdırıyor kaleme sen kalemime yazdıransın. Karlar sen kokuyor sen deniz kokansın. Yüreğim parçalansın savaşırken hayalinle. Güzelliğin bir var bir yok misali kayboldu ellerimde. Gel gitler yordu zihnimi sayende. Pusu kurduğun kalbimde açtığın yara derin, ben sadece severken sevgimide harcadı planların senin.
Sahte tüfeği kafama dayamış korkmamı bekliyosun. Düşüncemin geldiği yere git!… Kendine yer kap!… Burası benim ilim yerim, kendimle ilgili sorunum varsa bırak doktorum olan “Ben” Uğraşayım. Şeytan yoluna girişleri annem keserdi, giremezdim. Babam için cennet gerekli, ben hep bunu bildim. İçimdeki ateşle oynamaktan yanıyor içim. Ve birgün memleketten 750 km ileri gittim. Yarın için bir defans taktiği bulmalıyım. Çok kişiyi öldürdüm, cesetlerinde parmak izim yoktu. Soğukluk içimi ürpertti, damar kanım dondu. Bu yeniden başlamasından korktuğum kaçıncı sondu? Canım yandığında birkaç hafta bağırdım!… Fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım. Gelecek adına hiçbir hayali resme dökemez parmaklarım. İçimde iyiliklerimin dedikodusunu yapan şeytanlarım. Zaman akıp gittikçe gözlerim daha çok doluyor. Vakit gider gelmez, işte bu canımı çok sakıyor Hata ve yanlışlarım çırılçıplak, o kadar utanç vericiki!… Benim böyle olmamam gerektirdi….
Öfkem git gide artmakta,intikamım katlanmakta, sinirden dudaklarım çatlamakta,sanma ki ahmet muhallakta, inzivaya çekildi hala atakta. Susmaktan dilim kabarmakta, içindeki nefreti herkesten saklamakta, zorla bastırılan duygularımın piçi çekildi geriye saymakta, boğazıma tıkılan kelimeler volkan oldu lav saçmakta, içimdeki merhamet git gide azalmakta,firarda. Benliğim nefsimle savaşmakta, nefsimden yana oldum emir komuta dilimin ucunda. Onlar sana zulmettiler akılları hala havada, kalbini deşeceğim içimdeki şeytan bıçağını sallamakta. Kontrolden çıktı arzular, anılarsa şimdilerde sadece bir şamata. İçimden dökmek istediklerim çok ağır, yük omuzlarımda. Gelişmeye kapalı pis embriyo gaz kaçırmakta. Bunların hepsi ta ta ta ta tantana… Tek gerçek yakında sinemalarda, sakın kaçma…

