‘Benden’ kategorisi için Arşiv

Demedi Deme Ey Arkadaş

Çarşamba, 03 Şubat 2010

Bir insan, neşeyle gözlerini açtığında ölümsüzlük hudutlarında hissediyorsa eğer bedenini, aşk ne vahimdir ki o bedende var olamayacak kadar fani’dir… Bir insan neşeyle gözlerini açtığında, dur diyebiliyorsa engin denizlere dağılmış çocuksu sevdalarına, o beden ölümden önce gerçek aşkı mutlaka tadacaktır. Olası bir yalancı gözde bulduğunu sanıyorsan dipsiz bir sevdayı ve hudut tanımıyorsan eğer, bedeninle değil ruhunla yaşadığını aklından geçirip tutsaklığa merhaba diyorsan, MUTSUZ OLACAKSIN EY ARKADAŞ taa ki sana verilecek hediyeyi kör olmuş gözlerinle görene kadar. İnan bana ey arkadaş hudut sensin, sensin ve senin iyi niyetin, durmalısın orada, dur orada. Gittiğin yol hakettiğin yol değil, hakedenin yoluda değil ey arkadaş, hakedenin yolu hakkın sana verdiği hediyenin sonunda bulunduğu yol ey arkadaş, aç şimdi gözlerini ne bakıyorsun hala senin olmayana, bak asıl ebediyetin zaten senin yanında anla ey arkadaş, masalına inandığın kahraman kötü karakter, bak o buldu hakkını, senin elinde ise tertemiz bir pırlanta bu sefer, övün kendinle ey arkadaş, pişmanlık sana göre değil ne yaptıysan övün ve sadece senin olanın önünde eğil ey arkadaş, hep zor olanı seçtin zor olan haketmeyendir, bugünse hediyene diklenme ama dik dur ey arkadaş, inan bana ey arkadaş dünyada aldığın hediye yanında olucak ebediyette, işte şimdi zamanıdır ver sevgini sakın hudut tanıma ey arkadaş, herkes hakkıyla yaşayacak kimi pişman olacak ama sen mutlu olacaksın ey arkadaş, yinede hor görme haketmesede hep büyük ol, seni küçük gören kim varsa utanacak ey arkadaş, sevmekmi sevilmekmi arasında nötr kaldığın duygularının körelmeye başladığı, belirsizlik içerisinde yanlışa gönül bağladığın günler bitti sen nihayete vardın ve nihayet sen kazandın ey arkadaş.

Selamın Aleyküm YazOlur Milletinin İnsanı

Pazartesi, 25 Ocak 2010

Selamın Aleyküm YazOlur Milletinin insanı. Uzun zamandır yokum (tam 2 ay). İki ay önce teknik problemler yüzünden kapandı YazOlur.CoM ve hiç bir zaman benim elimde olmayan nedenler yüzünden 2 ay boyunca kapalı kaldı. Yeniden açmayı çok istedim çünkü YazOlur’u çok seviyorum. Çünkü Yazolur’u sevenler var. Kapalı kaldığı süre içerisinde bana bir çok yolla ulaşan hiç tanımadığım insanlar oldu, hepsine tek tek teşekkür ediyorum ve inşallah eski tadını kaybetmemiş dahada lezzzetlenmiş yazılarla sizin karşınızda olurum bundan sonra. Bir blog değil sadece YazOlur. ” aaaaa ben demiştim” dedirtir YazOlur. ” dur lan şu yazıyı sevgilime göndereyim” nitelikteki yazıları bünyesinde üretme kabiliyetine sahiptir YazOlur. ” banamı dedin ulan” diye eleştirilenin elektronlarına şimşek çaktırmaya kafi gelecek kadar sivri dillidir YazOlur. ” hadi canım sende” dedirtecek derecede ukaladır, çünkü yazdıklarına kefildir YazOlur. Çok seveninde, çok nefret edeninde takip etmekten kendini alıkoyamadığı bir yerdir YazOlur. Yazılarından herkesin üzerine bir pay çıkardığı ” Yine Koymuş Lafı ” diyeceği yazıların barındığı bir mecradır YazOlur. Çok büyük bir kitleye hitap etmesi yakında muhtemel bir medya alanıdır YazOlur. Çok sevilecek, çok kıskanılacak, çok sinirlenilecek, çok eleştirilicek ama uslubu hiç değişmeyecek olan blogdur YazOlur. Her zaman dediğim gibi “Ahmet Maniş’in Serbest Atış Alanıdır” YazOlur.

Herkese Sevgiler Saygılar Yeni Yazılarımda ve Yorumlarınızda Görüşmek Üzere;

AhMeTMnS

Deniyorum Olmuyor…

Cuma, 13 Kasım 2009

Herkese Merhaba, ilk önce hasta olduğumu ve tuşlara basarken parmaklarımın bile ağrıdığını söylemek istiyorum. Hayat nasıl gidiyor bilmiyorum ama beklentilerimin zerresi yolumdan geçmiyor. Okul okul dedim kazandım şimdi vize zamanı yarın 2 sınav var oturmakta bile zorlanıyorum hasta olduğum için her yerim ağrıyor ama ders çalışmak zorundayım. Afili cümleler kurup edebiyat yapacak halimde yok. Bu pazar radyo programım yok, hem hastayım hemde sınavlarım var o yüzden bu haftayı boş geçicem, ama bi dahaki hafta aslında melek olan ama sürekli üzen birinin seçtiği çok güzel şarkılardan oluşan bi program yapıcam. Mutsuzum, umutluyum, beklentilerimin kavşağında durmuş bekliyorum, bir yığın insan beni biliyor ben onları bilmiyorum, ürkütüyor beni şu kargaların kargaşası, banamı kaldı ayakları yoldan kaymışların tasası? inadına sevmiyorum ve inadına seviyorum inadına vazgeçmiyorum. Tutku halinde alınması gerekenler yuva yapmış hayatımda ve ben yıkamıyorum. Vermemem gereken değerlerimi yoldan bulmuşçasına etrafa saçıyorum ve bunu bilinçli olarak yapıyorum… Hiç bir şey için pişman değilim. Özlüyorum neyi? seviyorum neyi? istiyorum neyi? Selametle…

Edit: Hastalığım fena halde arttı…

Artık Cuma Günleride Radyo Venüs’teyim

Cuma, 30 Ekim 2009

0531881-150x150 Biliyosunuz her pazar Radyo Venüs’te 15:00 – 18:00 Arası programım var. Bundan itibaren her cuma günü 19:00 – 21:00 arası’da Onur Kutlu ile birlikte yayındayız. Programda güncel konuları konuşup biraz dalga geçip rahatlıyoruz, dobra dobra eleştirimizi yapıp kendimize geliyoruz, en hit parçalarla neşemizi buluyoruz, keyifli iki saat geçirip programı kapatıyoruz. Yani bundan sonra her pazar 15:00 – 18:00 arası ve her cuma 19:00 – 21:00 arası Güney marmaranın ilkeli ilki Radyo Venüs’teyim.

Programdan küçük bir ses kaydını aşağıda bulabilirsiniz:

Bandırma’da Alışılmışın Dışında Club Party

Cumartesi, 10 Ekim 2009

DJONURKUTLIVLIVEPARTY Herkes’e selamlar, son zamanlarda yazolur’a yazamadığımı başka bir çok alanda çalıştığımı söylemiştim. Şimdi bunlardan biri var size tanıtacağım. Bandırmadaki radyo dinleyicilerinin yakından tanıdığı bir isim, benimde Radyo Venüs’ten programcı arkadaşım DJ Onur Kutlu’nun organizasyonu ve Radyo venüs’ün medya sponsorluğu ile Bandırmada alışılmışın dışında bir kalitede club parti var. Santra Club’da yapılacak, ilk party 18 elim pazar günü 14:00 da başlayacak ve saatler 19:00 ı gösterene dek devam edecek. DJ Onur Kutlu’nun müzikteki başarıları tartışmasız aşikardır. Sizlerde onun ve benim canlı performansımızın olacağı bu party’i kaçırmak istemiyorsanız, alın arkadaşlarınızı santra cluba gelin 18 Ekim pazar günü. Onur ve ben (Gizli Eylem) iki radyo venüs programcısı en sevdiğimiz club parçaları sizler için bir araya getirdik. Güzel bir gün olacağına eminim.

Hayaller ve Gerçekler (nacizane roman kırıntısı)

Çarşamba, 07 Ekim 2009

Bir selamla başlar herşey; uzun, yorucu, heyecanlı, istekli, bitmesi imkansızlaştırılmış bir serüvendir. Bende birgün bir selam aldım ve bir doğup bir yitecek güneşe, yağmurlu ama apaydınlık sokaklara, kişiselleştirilmiş şarkı sözlerinden çıkartılacak anlamlı hüzüne bazense bir çocuk gülümsemesinde aranacak ulaşılmaz yüzün aklımda edindiği yerdeki uslanmaz çocuğa merhaba dedim. İşte o uslanmaz çocuk aslında o kadar şımartılmış ve senelerdir dışarıya fışkırmayı bekleyen bir enerjiyle doluymuş ki ben bunun farkında değilmişim. Bir çok zaman kendime itiraf edemesemde o çocuğun zaten orada bir yerde gizlendiğini ve bir gün bir gücün onu yerinden, yeni doğmuş bir çocuğun attığı çığlık misali çaresizce ve bilinçsizce yerinden çıkaracağının farkındaydım, en azından romanlarda okuduğum hikayelerin gerçek hayatta yaşanmış olaylardan kesit olduğunun farkında olduğum kadar. Hayatın gidişi bir senaryo gibi olduğunun farkındalığını her an üzerimde taşımama rağmen, ne olacaklardan ne yapmam gerekenlerden haberdardım. Bir rüya misali dinginliğine, bir çocuk hayali misali süslü, rengarenk duvarlarından, yollarından melodiler duyulan gök yüzünde mutluluğun resminin olduğu hayaller ülkesine yolculuğamı başlıyordum. Yoksa ölülerin kol gezdiği, kanla boyanmış duvarlarına bir katilin kazıdığı küfürlü duvar yazılarının olduğu, mecbaa’larında çıplak kadın resimli yayınlardan başka bir şey olmayan, gök yüzünde siyah bulutların hızla yer değiştirdiği görülen, umutsuz insanların çaresiz bakışlarıyla dolu bir başka ülkeyemiydi bu yolculuk?

Mutluluğamı adım atmıştım yoksa hayatımı zindana çevirecek bir karanlık mutsuzluk vadisinemi bunu ayırt etmekte güçlük çekiyordum. Ama karşımda bir çift göz vardı ki, baktığında dünyamı aydınlatan, bana çocukluğumda babamın tamir ettiği uçurtmamı büyük bir mutlulukla uçurduğumda onu izlerken gözüme vuran güneşin ışığıyla ne kadar benzeşiyordu. Bir insan gözü insana ne kadar çağrışım yapabilir bilmiyorum. Ama kelimelerin anlatmakta yetersiz kalabileceğini hissettirebilecek şimşekler çakıyordu, bu kadar hızlı atmaya alışkın olmayan yüreğimde. Olanlar bu kadar hızla yol alırken, ben düşüncelerimle duygularımın savaşında düşüncelerimin komutanlığını yapıyordum adeta. Yenilgiye bu kadar susamış bir komutan hem komik hem dramatik geliyordu bana. Duygularımın karşısında ezildiğimi, karanlık bir odada yanan mumun yavaş yavaş eriyip bittiğini izlemek gibi gözle görülür bir şekilde mantıksızlığın cazibesine kapılmanın özgürlüğünü izliyordum. Bir özgürlük bu kadarmı mahkumiyete sürüklerdi insanı, peki kim esaret için özgürlüğünü maşa olarak kullanırdı ki? Ben kullanıyordum tüm benliğimle, hür irademle, özgürlüğümle esarete bir çift gözün beni alıp götüreceği hapsedeceği o mutsuzluk veya mutluluk ülkesindeki esaretime doğru bile bile emin adımlarla, geçmişimin üzerine basa basa ilerliyordum.

Arkası Yarın :)

Selamin Aleyküm Blog Milletinin İnsanı

Cuma, 02 Ekim 2009

Orhan PAMUK ” Yeni Hayat ” isimli kitabına şu cümlelerle başlar: ” Bir Gün Bir Kitap Okudum Ve Bütün Hayatım Değişti ” Herkese selamlar, Bende birgün bir sınava girdim ve bütün hayatım değişti. İnsan başardığı şeylere göre hedef belirleyebiliyor. Hedeflerine göre kendine bir yön belirleyerek başarı çitasını o kadar daha yükseltebiliyor. Her insan var olur, hiç birşey üretmeyen bir insanda bir birey ve varlıktır, üretenler ise kalıcı olacaktır. Boş vaktini değerlendirme yolları vardır bir çok, kimisi kendine manita yapar günlük olayların peşinde koşar, kimisi hayatın dayattığı zorluklarla mücadele etmek zorunda kalır, kimiside kendini geliştirmek ve geliştirdikçe üretmeye adar boş vakitlerini. İnsanları yararlı olmaya tetikleyecek olaylar olur hayatlarında ve bundan sonra önceden zevk aldığı şeyler boş gelebilir. Kendisine öz eleştiride bulunan bir insan eksiklerini gördüğü durumlarda otokontrol’ünü kendisi sağlayabilecek kapasiteye sahip olduğu zaman hatalarına daha objektif yaklaşma fırsatını bulur. Hatalarından ders alan insan doğru yolu bulmuş demektir. Efendim hemen kesiyorum edebiyat yapmayı daha sade bir dille devam ediyorum yazıma. 11 aylık yazolur.com da hergün en az bir yazı eklediğim günler geride kaldı, az önce baktım ki eylül ayında sadece 1 yazı yazmışım, yazolur.com takipçilerini fazlasıyla ihmal ettiğimi gördüm. Okullar açıldı artık biliyosunuz ki bu sene bende okulluyum, bundan sonra dahada ihmal edebilirim burayı. Hayal gücüm, okuduklarımdan birikimim ve nacizane birazda edebiyat bilgimle bir işe kalkıştım, umarım başarılı olurum ve sizlere ulaşır üretmeye çalıştığım (neyse ne) ürün. Bu arada uzun süre ara verdiğim rap müziğe son günlerde yeniden dönüş yaptım bir kaç şarkı ürettim her pazar devam etmekte olan radyo programım ” Gizli Eylem’le Bir Nefes” te dinleyebilirsiniz yeni şarkılarımı. Ardından zaten şarkıları yine yazolur.com’ da veririm. İnternette artık önceki kadar aktif değilim, kimseninde nerde bu ahmet ya çok özledik dediğini düşünmüyorum. Ara sıra yazılarımla ve her pazar 16:00 – 18:00 Radyo Venüs’teki programımla görüşmek üzere. Selametle…