Çok güldüm ya, Sokratesi “Sokratik Metod” eserinden sonra futbolcu yapmışlar, kadroya bak Karl Marx elinde das Kapital’le ısınıyor, Platonik Realizmi başımıza bela eden kahrolası filozof Plato ortalıyor, Sokrates golü atıyor, kaleyede Friedrich Engels,i geçirelim o zaman işe bak ve önemli bir gerçeği ilk defa burada açıklıyorum Descartes o ünlü “Düşünüyorum Öyleyse Varım” sözünü bu maçtan sonra kendini savunmak için söylemiş. Muhabir maçtan sonra Descartes’in yanına gelir ve sorar: – Bugün kendinizi maça adapte edemediniz sahada hiç yoktunuz, neler söylemek istersiniz? – Düşünüyorum Öyleyse Varım… Devamını Oku
Bugün uyumamaya karar verdim, hava aydınlandı bilgisayarıma format attım, derler ya anılarıma format attım diye, biraz öyle oldu bir buçuk senelik hiç bir dosya artık bilgisayarımda yok, o dosyalarda neler yoktu ki… Neyse, sitemin istatistiklerine bakıyordum siteye girenlerin googlede hangi kelimeyi aratarak siteye girdiklerine baktım çok ilginç sonuçlarla karşılaştım işte o kelimeler: Devamını Oku
Size çok ilginç, ilginç olduğu kadar sürükleyici bir hayat hikayesine sahip birini anlatıcam. Bir çoğunuzun ismini bile duyduğunu sanmıyorum. Sabetay Sevi ismini daha önce duydunuzmu hiç?
Sabetay Sevi 17. yüzyılda Osmanlı Topraklarında İzmir, Agora’da doğdu. 22 yaşında Mesihlik iddiasında bulunan Musevi din adamıdır. Dünyayı kötülüklerden arındıracağına tüm Yahudileri mukaddes İsrail’e götürerek orada yeniden tapınağı inşa edeceğine inanıyordu. Yahudiliği ikiye böldü. Sadece Osmanlı’da bir milyon kişiyi peşinden sürükledi. Her kıtada binlerce mürit edindi. Mahkemeye çıkarıldı, kerhen Müslüman oldu. İnananların çoğu peşini bıraktı ufak bir grup onu takip ederek Müslüman oldu. Bunlar dış görünüşte Müslüman veya Hristiyan, gerçekte Kabbala Musevi inancına sahip günümüze kadar gelen bir cemaattir. Halk arasında Sabetaycılık adı ile bilinir. İnananları ona Amira derler. Devamını Oku

